Milli Mücadelemizin 100.Yılında Ulusal Egemenlik ve ADD’nin Tarihi Sorumluluğu Sempozyumu

1. Gün Notları:

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Av. Özdemir Özok Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşen etkinliğin ilk gününde ADD Genel Başkanı Hüseyin Emre Altınışık’ın açış konuşması sonrası Prof. Dr. Metin Feyzioğlu da kısa bir konuşma yaptı. “Milli birlik ve beraberlikten söz etmenin yolu, herkesi ADALET paydasında birleştirebilmektir.” Diyen Feyzioğlu, Atatürk’ün “Umutsuz durumlar yoktur; umutsuz insanlar vardır.” sözünü anımsattı.
TBMM Başkan Vekili Levent Gök, 21 Nisan’daki linç girişimini canlı tanığı olarak anlattı…
Fransız Devrimi İnsan Hakları Bildirgesi’nin 16 maddesi’ni okuyarak konuşmasını bitirdi: “Güçler ayrılığı olmayan bir devletin anayasası yoktur”. Ve ekledi: “Türkiye’ye yeni bir anayasa şarttır… ”
CMUK’un mimarı, eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay: “Artık işlevini yetirmiş olan Diyanet İşleri Başkanlığı tarihin derinliklerine gönderilmelidir. Tek bir dini temsil eden dinsel kurumların devletin himayesinde olması laikliğe aykırıdır. Laiklik, aklın ve bilimin özgürleşmesidir… ” Ve Atatürk’ün akıl ve bilimi gerçek yol gösterici saymasına gönderme yaptı. Şunları da söyledi: Çoğunluğun üstünlüğünü, hukukunun üstünlüğünden güçlü saymak, çoğunluğun diktasını getirir.
Prof Dr. Özer Ozankaya: Ulusların mahkumiyetine dayanan her iktidar yıkılmaya yazgılıdır… Atatürkçü Düşünce’ye; dinci gerici bazda, etnik bölücü bazda ve kuru sömürgeci – kapitalist bazda saldırılar yapılmaktadır… Nutuk, Kurtuluş Savaşı’nı, Atatürk’ün devrimlerini belgeler ışığında en iyi anlatan metindir. Nutuk’un 90. Yıl dönümü geride kaldı, ama Kurtuluş Savaşı’nın 100. Yıldönümü’nde çeşitli vesilelerle, “Yurttaş İçin Medeni Bilgiler”, “Söylev ve Demeçler” ile okunmalı ve okutulmalıdır.
Kültür Bakanlığı eski Müşteşarı Hüseyin Akbulut: “Bugünkü siyasi iktidar, Cumhuriyet’in yerleştirdiği demokrasi kültürünü yıkmaya, yok etmeye çalışıyor.
Atatürk Devrimleri dört ayak üzerine kurulmuştur: Çağdaşlaşma (düşünsel, kültürel anlamda); kurumsallaşma (TDK, TTK, okullar, üniversiteler, devlet tiyatroları, fabrikalar… Kız – erkek karma eğitim); bütüncül kalkınma; özüne dönme, kendini bulma (Batılılaşma değil, çağdaşlaşma esastır. Batı’yı taklit etmek değil, onların geçirdiği aşamaları öğrenme söz konusudur. Tarihimizin Osmanlı’ya değil, insanlık tarihine bağlanmasını sağlamıştır.)”
Gülsün Bilgehan Toker’in konuşmasının başlığı: “Barış Kahramanı Atatürk.” (Başlık, içeriği açıklıyor…)
Dr. Hüsnü Bozkurt: “Genel Başkanım (Hikmet Çetin) bugünün dış politikası ile Atatürk döneminin dış politikasını kıyaslamamı söyleyince… Nasıl kıyaslanabilir ki! Neyi neyle kıyaslayacaksınız?… Atatürk’ün en önemli özeliği; DEVRİMCİ olmasıdır. Tavizsiz bir devrimcidir. Tüm yaptıkları Kemalist Devrim’dir. Şimdi Atatürk’ün Cumhurbaşkanı, İsmet İnönü’nün başbakan olduğu dönemi, bugün ile nasıl kıyaslayabilirsiniz?!… ‘İçeride milli ittifakı (birliği) kuramazsan, dışarıda tam bağımsızlığını sağlayamazsın.’ demiş Atatürk. Türkiye’yi siyasetsizleştirmeye, sonra da devletsizleştirmeye çalışıyorlar. Bunları Atatürk’le kıyaslayamazsınız; ancak Vahdettin’le kıyaslarsınız…
Kemalizm’den korkanın CHP’de işi yoktur! CHP ne zaman Kemalizm’in 6 okuna sahip çıkıp, halkla birlikte hareket etti; oy aldı…”
Dr. Hakan Akbulut: AKP döneminde 2007’den itibaren Atatürkçü dış politikadan uzaklaşıldı. “Osmanlıcılık” denilen, komşularla sıfır sorun anlayışından uzak, maceracı, iç politika malzemesi yapılan dış politika izleniyor.
Dr. Hüner Tuncer: “Atatürk sınırlarımız ve gücümüz oranında dış politika izleyelim. Diğer ülkelerin aralarındaki ilişkileri dikkate almalıyız.” Demiştir. Kurtuluş Savaşı sırasında diplomasiyi de devreye sokabilmiştir. Savaştan sonra, diplomatik çözümü tercih etmiştir. Akılcı dış politika izlemiştir. Günümüzde ise diplomaside gündelik, duygusal, ilkesiz hareket ediliyor. Tam bağımsızlıktan artık söz edemiyoruz… Siyasi İktidar, Statüsü belirlenmeyen Ege Adaları konusunda Anayasa, TCK suçu işliyor. Adalar, Aydın, İzmir, Muğla toprağı ve vatan toprağının bütünlüğünün bozulmasına göz yumulmuştur. Hesabı sorulmalıdır.
Murat Karayalçın: Ben bugünkü durumları aşacağımıza inanıyorum. Yapmamız gereken; daha fazla Atatürkçü olmaktır.
Fikret Bila, PKK’nın kuruluşu, yapısı, ideolojisi hakkında konuştu: 1978’de kurulan PKK, en sık ve hızlı ideoloji değiştiren ve en fazla dış destek alan örgüttür.
Prof. Dr. Biga Sükan: 23 Nisan 1920 aslında Ulusal Egemenliğe dayalı devletin kuruluş tarihidir. Milli Mücadele, yalnız bir Kurtuluş Savaşı değildir; aynı zamanda ulusal egemenlik savaşıdır…
2003’de oluşturulan KCK Sözleşmesi, “komünal konfedere” devletin kuruluş anayasasıdır. Türkiye’nin güneydoğusu dahil 4 ülkeden toprak alarak bir devlet kurma projesinden ne Abdullah Öcalan ne PKK ne de ABD vazgeçmiş değildir.
1997’de Graham Fuller, Türkiye’de ulusal devlet yapısından vazgeçilmesi yönünde kamuoyu oluşturmaya başlamıştır. Aynı zihniyetteki aydınlar, Türkiye’nin Kemalizm’den vazgeçilmesini ve Serv’in yürürlüğe konulmasını gündeme getirmeye çalışmaktadır.
Türk topraklarını parçalama projesi kapsamında Ermeni meselesi de gündeme getirilmektedir. Amaç, Doğu Anadolu’dan toprak koparıp, yoksul Ermenistan ile birleştirmektir.
İngiltere, Fransa, ABD bu konuda etkili ülkelerdir.
1915’te dış güçler tarafından ayaklandırılan, katliamlar yapan Ermeniler için, Osmanlı Devleti önlemler almıştır. 24 Nisan 1915’te, İstanbul’daki 80 küsür Ermeni yurttaştan yüzde üçü örgütçülükten tutuklanmıştır. Doğu’da 500 bin Ermeni göç ettirilmiş, çoğu 1918’den sonra yerlerine geri dönmüştür… ASALA tarafından 34 Türk diplomat öldürülmüştür. İşin ilginç yanı, Ermeni terörü kesilince, PKK başlamıştır.
Ermeni meselesiyle ilgili, ilkeli ve güçlü bir devlet politikası izlenmelidir.
Örsan Öymen: Socrates, ahlak ve erdemliliği birleştirerek; dürüstlük, adalet, dostluk gibi erdemlerden ve yöneticilerde de bu niteliklerin bulunması gerektiğinden söz ediyor. İdamla cezalandırılmasının nedeni de budur. Böylece kendi tezini doğrulamış oluyor.
Thomas Hobs, John Locke ve Jean Jack Rossoeu da Mustafa Kemal Atatürk’ün eserlerini okuduğu ve etkilendiği düşünürlerden. Bu düşünürlerin görüşleri 1776 Amerikan, 1789 Fransız Devrimi’ne neden olmuştur. Atatürk’ün belirlediği
CHP’nin altı oku (6 İlke de), aynı felsefi görüşlerin Türkiye koşullarına yansımasıdır.
Av. Reha Taşkesen (E. General): İran, Afganistan ve Irak’ta yabancı komisyonların kontrolü ve denetimi altında yapılan anayasalardan söz ederek, Atatürk’ün “Kuva-yi Milliye’yi amil ve Milli İradeyi hakim kılmak” sözünün önemini vurguladı. “Öbürleri dini ve etnik yapıya göre federasyon şeklinde, dinsel devletler olarak, anayasaları yapılıp yeniden kurulurken, Atatürk’ün kurduğu T.C. ulusal bir devlettir. Şimdi bu yapıdan hızla uzaklaştırılmak istenmektedir. TSK’nın en önemli niteliği caydırıcı olmaktır. Her türlü iç ve dış tehdide karşı TSK’nin caydırıcı özelliğini yeniden kazanacak biçimde onarılması şarttır.
(Gece düzenlenen baloya 10. Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer eşiyle, Muammer Aksoy’un eşi ve torunu, Tiyatro oyuncusu Levent Üzümcü de katıldı.)